küçük hayatımın plancısı bir köle
içimin işleyişine o yön veriyor
iri beyaz elleri, derin siyah gözleri var
-------------------------------------------------
Hikayenin çatışmalı alanı gündelik hayatı işaret eder. Kadınları, gözlerinin rengini, denizin mavisini, köpüklerinin kumsallarına değin uzanma isteğini, çınarlı yolun rüzgarını, aşkın kavurucu soğuğunu, avluları buz içinde bırakışını, sıcak giyme isteğimizin kendini gösterişini, sigarayı çaya doğru çeken geceyi ve şarkıların ortada bıraktığı efkarın iç çekişini buluruz… Kahramanı olmaya can attığımız karşılaşmaların içinden geçişimize dışardan bakan adamın iştahını kabartırız. Kurulup sürmesine uyanırız.
Uygun adım çıkarız kendimizden. Bizi yakaladığı zamanlardan kiminde, dilimizdekileri cebimizde bir yerlere kaldırışımızı fark eder. Emanet ifadelerin hakimiyeti esir alır bakışlarımızı. Tutuklanırız, ardından tutkularımızın dedikodusunu yapar hınzır köşesinden. Şiirimiz için sesini kiralar kağıt ve kalemine. Hikayemizi fısıldar salihanın bakışları eşliğinde özgürün kulağına. Merak çoğalırken erayın yüzünde alınganlaşır gülbahar mutfakta titrettiği tepsinin kulpuna nurettin tutunur, göz ve kaş arasında çoğalır dururuz.
Ada da bir akşam adlı öykünün kahraman sakinleri kırmızıdan yeşile döndürdüklerinde ışığı, temel gelmeden adlı iki perdelik trajı komik muzikali dillendirmeye başlarlar.
Gündelik hayatın işaret ettiği hikayenin mekanında çatışmaların üstüne su dökeriz. Belden aşağısı ıslanır dışardan bakanın. Nuray bir ucunu, saliha bir ucunu tutar peçetenin. Kurulayıp kaldırırlar köşesine hınzırı.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Şimdi kaldığı yerden devam etmenin zorluğunu görmüştür.
İçine doğru savurduğu küfürle gerilmiştir yüzü
Sararmış, sarsılmıştır.
------------------------------- |