Ben kırk yaşında değilim baba
eski sözcükle inandırdılar denizimi
inadına çocuk yanımı taşıdım çakılları yazdığım uzak
ellerin ağlarda ölmeye takıldı azala azala
ben kırk yaşında değilim baba
gece saat üçü vurdu mu
bir denizfeneri yakarsın dudağının ucuna
tüm alışkanlıkların yakın tanıdık ya da uzak yabancı
ben kırk yaşında değilim baba
kendine duruşlarda bir demirci
her saat eritir yelkovanı sonunda döker de
mil bana döner sarkaç vurur ayazıma
ben kırk yaşında değilim baba
kürekleri avuçlarımda nasıra yatıramam
suyun yüzünü yarıp ölmeye uyutamam martıları
ya da kuzey nefesli bir rüzgarı soluyamam
ben kırk yaşında değilim baba
fırtınaya takılmış bir teknenin çırpınış senaryosu
içimde sözümün geçmediği balıkların ayaklanışı
benden kendine bir kıyamet alıyor tuzyakan damarım
ben kırk yaşındayım baba
şimdi bir ihanete bedel pul toplayacağım
temmuzun dudağında güneş kuyuları
çöl alan yıllarımın sırtında köz uyandırmaları