I
su yürürse, taşların üstünden,
atadan kalma can sıkıntıları ile geçirilen ömürlere
bir ferahlık gibi sokulur yatsı ezanları...
gece inmeden önce inmeye tutulmuş
belinden aşağısı tutmayan
felçli kadınlar ayaklanır, sulara aldanıp...
II
su yürürse, kapalı ahşap kapılarda
gergin sürgüleri gevşeyen menteşelerin
eski ölülere mevlit okunan evlerinde
çocuk başları gömülür eteklere...
tüyleri uzamış dul kadınlar
başını yaslar cama sulara dalıp...
III
su yürürse en fazla bir ad kalır akılda
hatıraları tahrip edilmiş çocuklardan arda...
iğdiş edilmiş muhayyel rüyalar çoğalır
adımlanırken kafa kurcalayan soğuk salonlar...
saba makamıyla ayaklanan ölü babalar
ayak seslerini siler suların loğusalığıyla...
IV
su yürürse talebelik arifesinde eğilmiş
tokalı kırmızı pabuçlarını bağlayan kızlar
bir daha gülerek yürüyemezler yollarda...
baba evlerinin utangaçlığıyla, horlanmış
masum bir renk sürerler göz kapaklarına,
bazen de derin bir iç çekerler sulara kapanıp...
V
su yürürse...! Çünkü;
felçli,ölü,dul ve öksüzdür artık su
uğradığı her durakta biraz daha burulmuş
biraz daha kötürüm...
Kasım 2006
Aşka söz verdim
Aşka geldim bir keren
|