Sıddık AKBAYIR
Abdullah Nihat YILMAZ
Nurettin TAŞÇI
İlker GÖREN
Şaban ÖZTÜRK
Sue KIZILÖZ
Muharrem ASLAN
Müştehir KARAKAYA
Cihat DUMAN
Hicret AYDOĞAR
Hakan Hakkı CANKATAN
Hülya Deniz ÜNAL
Müesser YENİAY
Tuna BAŞAR
Salih ÖZTÜRK
Ogün KAYMAK
İbrahim Yusuf PALA
Serkan ENGİN
Muhsin SALMAN
Sevil FERTİNGER
Yelda KARATAŞ
Nazım MUTLU
İsmail BİÇER
A. Uğur OLGAR
Yaşar Doğan
Gülşah AKVERDİ
Berkay PEKER
Anıl ÖZDEMİR
Özgür DEMİRCİ
Özgür OZAN
Aslan AKSOY
Nefise KARATAŞ
Şenol KARAGÖZ
Ahmet Yılmaz TUNCER
Tan DOĞAN
Selçuk ERAT
İlker ŞAHİN
Ali İhsan UZUN
Emek Şafak ASLAN
 
 
Fotoğraflar
 


nefise karataş

o rüzgarın yönü yoktu

 

     İçime doğru esen bir rüzgarın soğukluğuyla büzülüyor, bazen de sıcaklığı ter bezlerimi fazlasıyla çalıştırıncaya kadar bunalıyordum. O küçücük bedeniyle okula giden kara önlüklü okul talebelerinden biriydim bir zamanlar. Şimdi deniz mavisine döndü renkleri. Ve ben çoktan kaçırmış olduğum mavili talebeliğe gülümseyerek adımlıyordum eski okulumun arka bahçesindeki dereyi. Öylesine büyüktü ki o dere, boyumuz uzayınca ne korkusu ne de esrarı kaldı içine taş atıp da sıçrayan suya şaşkınca bakışlarımızın.

     Ne tuhaf... Metreler, kilolar, metalar… Bunu böyle sanarak bastığımız her yerden sesçıkartmaya çalışıyoruz. A firması açılıyor. Gümbür gümbür! geliyor. B firması açılıyor. Gümbür gümbür! mallar imalat fiyatına iniyor. Gümbürdemeye ve gürültülere çok meraklıyız. Bunları düşündükçe nereden ve hangi şekilde estiği belli olmayan rüzgar, varlığını iyice duyumsamam için birden hortuma dönüverdi. Kara önlüklü talebeliğimdeki gibi o direkten o direğe çarpıyor, yol ortasındaki tozlara karışmamak için gözlerimi kapayarak sıkıca sarılıyordum. Kollarımı bıraktığımda ise uçuşumun bilinciyle, kendimi
okulun kapısında buluvermeme benziyordu; kaosta gerçeklikten gelen ve sana göre olumsuz olan her neyse.

     İlk aşklar uzaktan mum ışığı tutarlar. Ve duygu bombardımanı “Ben senin kaderinim.” demeyi bilir; sahip bedeni nerede olursa olsun. Dervişin sabrını öğretebilirse mumu tutan, elimize geçmeyen mektuplar da gönderebilir bulut şeklinde, yahut yıldızların yaklaşılmaz sıcaklığında.

     Asıl küstah olan onlardır. Güvenle bırakıp sevdam dedikleri yüreği, sarmaşığa merdiven dayarlar. İşte o merdivenin en tepesinde, yuvarlak çizdirdikleri mumun alevi, bırakılmış boşlukta zaman adını verdiğimiz uzantımızın yenik aşk oyunlarına uyarak, batağın en dibine çekilirken içimize ışıyıverir.

     Adını hatırlamadığım kır çiçekleri, hani şu dağınık köküyle çıkıverenler. Daha sevinci anlamlandırmadan, evimizin karşısındaki tepecikte baharın gelişiyle toprağı güneşin rengine boyayıverenler... Zihnimizin bir köşesinden fırlayarak “İşte bu mutluluktur.” demeden batağın tersine yayılan bir açılım. Ezilmesine, koparılmasına hatta eskiyen mevsimiyle yok olmasına rağmen her mevsim aynı yerde aynı toprağı boyayan kır çiçekleri gibidir ilk aşk. Çiçeklerle ve ışıkla anlatılan o geniş kavram nasıl olur da aynı sözlerle karalanabilir diye düşünebilirsiniz. Ama benim dünya gözüyle gerçeğim; bu sıcaklığın, soğukluğun, şiddetin ve sukünetin cümlelerle yetinemeyecek kadar tuhaf bir kafesi oluşturması.

     Her yeninin yolculuğunda bir konak oluyorum. Ve her yolculuğa çıkışımda kendime bir konak arıyorum. Ya şöminesi eksik ya da selefon kaplı kutsal kitap en göze çarpan bir bölümde, yaptırımlarıyla eksenimdeki hareketleri ölçmekte. Sonra o soğuk esen rüzgar ısınıyor, hortuma dönüyor ve beni avlu duvarından aşırıp sokağın ortasına düşürüyor. İlk aklıma gelen fazlalığına katlanamayacak ailenin attığı kedi yavruları oluyor. En yakınımdaki çöp tenekesinde daha gözleri bile açılmamış enikler ciyaklıyor. Atılan mıydım? Atan mıydın? Yoksa ilk aşktan sonrakiler hep atıl mı?

     Rüzgarın esintisi, kalemimi bir sonraki satırlara itemeyecek kadar uzaklaşıyor benden. Duyumsama olgusunu geliştirip her kim ki yaralarını deli fişek filmlerden kapma dalgalara sürebilecekse, o yönü olmayan rüzgara minnettarım.

                                                                                                                                                                DENİZLİ


 Arşiv :
 Öyküler :
 Şiirler :
 Şairler - Yazarlar :
         Copyright © 2007. Ada Kültür Sanat Dergisi. Tüm Hakları Saklıdır.                                 Anasayfa   |   İletişim                                        designed by