Sıddık AKBAYIR
Abdullah Nihat YILMAZ
Nurettin TAŞÇI
İlker GÖREN
Şaban ÖZTÜRK
Sue KIZILÖZ
Muharrem ASLAN
Müştehir KARAKAYA
Cihat DUMAN
Hicret AYDOĞAR
Hakan Hakkı CANKATAN
Hülya Deniz ÜNAL
Müesser YENİAY
Tuna BAŞAR
Salih ÖZTÜRK
Ogün KAYMAK
İbrahim Yusuf PALA
Serkan ENGİN
Muhsin SALMAN
Sevil FERTİNGER
Yelda KARATAŞ
Nazım MUTLU
İsmail BİÇER
A. Uğur OLGAR
Yaşar Doğan
Gülşah AKVERDİ
Berkay PEKER
Anıl ÖZDEMİR
Özgür DEMİRCİ
Özgür OZAN
Aslan AKSOY
Nefise KARATAŞ
Şenol KARAGÖZ
Ahmet Yılmaz TUNCER
Tan DOĞAN
Selçuk ERAT
İlker ŞAHİN
Ali İhsan UZUN
Emek Şafak ASLAN
 
 
Fotoğraflar
 


sue kızılöz

Yalnızca SEN...

 

     Tek düşünebildiği, "Yalnızca kendisinin yapması gereken bir şeyin olduğuydu". Önce sola, sonra sağa, daha sonra tekrar sola bakanlarla -çoğunlukla erkekler- yaşamını değiştireceği adresi bulmak için karşıdan karşıya geçti.

     Asansörde düğmeye basma telaşındaki adamların bir kaşı havada kızgın bakışları arasında parmağını uzatıp düğmeye dokunduğunda kendini nokta kadar hissetti. omurtular kesildiğinde derin nefes alıp yanlış katta olmasına rağmen kendini oradan atmak istedi. Daha çıkması gereken On kat vardı. Kimsenin suratına bakmasın diye yüzünü kapatıp mutluluk rüyaları görmeyi denedi varana kadar. Yanındaki adamın nefesiyle kendine geldi: "Son kat"

     Kadın gözlerini yumup kimsenin gelmemesini umarak Birinci kata inmeye başladı. Asansörden çıkmayaçalıştığında onlarca kara cüppeli adamın içeri doluşmasıyla nefesinin sıkıştığını duyumsayıp en köşedeki boşluğa çekilip, "Yaparsın, sen bunlarla yaşarsın, korkma!" diyerek kendini iknayı deniyordu. Giriş katına geldiğinde dışarı doğru adım atmak istedi ama aynı kesim saçlı, tıraşlı, kravatlı başka adamlar üzerine gelince aynı köşeye büzülüp inmelerini bekledi. Yeni gelenlerin bakışları daha az deliciydi. İçlerinden biri gülümseyerek selam verdi. Yine de inerken her biri teker teker dönüp baktı, sanki giderken ondan bir parça götürmek istiyorlardı, etlerinin sıkıldığını hissetti.

     Kararlıydı bu kez, dışarı çıkıp kimseye bakmadan doğruca evine gidecekti. Vapurun camından dingin denizi, martıların dalışlarını seyredecekti. Ne ki yeni gelen pardesülü adamların ağırlığınıüstünde iyiden hissediyordu. Zaten belki de başından beri hiç kımıldayamadığı asansör köşesinde iyice küçülüp sinmişti.


     "Bayan rahatsız mısınız?" "Hayır, birazdan geçer. İşinize bakın siz"

     Beşinci katta asansörden indi. Koridor boyunca başı önünde, aradığı adrese geldiğinde kalbinin yerinden çıkacağını sandı. Belki de onu sonsuza kadar özgürlüğüne kavuşturacak bu fırsatı tepmek istemiyordu. Tam kapıyı çalacakken dilinin damağının kuruduğunu farkedip vaz geçti. İşyerinin girişindeki gazete bayiinden su alıp iki aspirinle heyecanını yatıştırmaya karar verdi. Nasılsa görüşmeye hayli zaman vardı.

     Aynı çekincelerle asansöre bindi, "Doğruca eve, doğruca eve, doğruca ve!" İçindeki sese kulak asmamaya çalışarak utanarak da olsa etrafına bakıyordu. Adamlar bu kez aha neşeli görünüyor, vardiyaları bitmiş şakalaşıyor-lardı. Bu halleriyle başka kadınlara sevimli elebileceklerini bile düşündü o ara.

     Her gün "Dokuz-Beş" aynı işi yapmak sorun değildi de, Yüz katı damlarla tıkabasa inip çıkıp, arkasından etlerinin sıkıştırıldığı vücuduna takılı bakışları düşünüp tekraryukarı çıkmaktan vazgeçti. "İnmek istiyorum, defolun!..." deyip tek başına, korkmadan, oğunluğun erkek olduğu asansörden inip evine dönmeyi çok isterdi, hem de her şeyden çok...

     Evdekiadam öfkeyle bağırdı: "Nerede kaldın ulan?" Tek başına yapması gereken şeyi sonra tekrar eneyecekti belki de.


                                                                                                                                                (8 Mart 2006, usa)

 

 Arşiv :
 Öyküler :
 Şiirler :
 Şairler - Yazarlar :
         Copyright © 2007. Ada Kültür Sanat Dergisi. Tüm Hakları Saklıdır.                                 Anasayfa   |   İletişim                                        designed by